Blogumda daha önce birkaç Omega saati inceledim; hepsi Planet Ocean modelleriydi, yani Omega Seamaster koleksiyonunun en yeni, modern versiyonları. Eğer gerçek anlamda Omega Seamaster'ın kanını taşıyan bir saat arıyorsanız, işte bu tam da o. Buradaki saat, Seamaster 300 serisinin en özgün özelliklerini miras almış, ama tasarımıyla modern insanın estetik anlayışına da hitap eden bir Omega. İncelediğim saat üst düzey bir replika; tam olarak hangi fabrikadan çıktığını bilmiyorum ama kalitesi ve klonlama seviyesi oldukça yüksek, hatta Noob fabrikasının Blancpain Fifty Fathoms'uyla bile kıyaslanabilir. Replika Omega siyah renkte; ayrıca mavi bir versiyonu da mevcut.
Bugüne kadar gördüğüm en iyi 41 mm Omega replika saati. 316L paslanmaz çelik kasanın ön tarafındaki kulaklar cilalı, yanları ise fırçalanmış. Dalga şeklindeki bezel, Rolex Submariner'ın küçük klik'lerinden farklı. Bezel döndürülebilir ve seramik insert üzerinde beyaz, derin kazımalar var. Bezel üzerindeki inciye dikkat edin; o da Submariner'ınkinden farklı, Submariner'ınki daha kabarık ve yuvarlak görünüyor. Yandan bakıldığında kasanın çok iyi işlendiği ve güzel yay çizgilerine sahip olduğu görülüyor. İki çelik koruma ile korunan kurma kolu, kasaya daha iyi entegre edilmiş gibi duruyor. Kasanın diğer tarafında, saat 10 yönünde bir kurma kolu daha var; bu, helyum valfini boşaltmak için.
Ön taraftaki cam safirden yapılmış; yüzeyinde belirli bir açıdan bakıldığında hafif mor görünen bir anti-reflektif kaplama katmanı bulunuyor. Bu özellik replikada orijinaliyle %100 aynı. Siyah kadranda özel bir nokta yok; diğer dalış saatleri gibi güçlü bir lume etkisine sahip. Aşağıdaki kadran lume fotoğrafına bakın; kadranda üç farklı lume renginin olduğunu görebilirsiniz. Akrep ve yelkovanın iskelet tasarımı da replikada sevdiğim yönlerden biri. Merkezdeki saniye akrebinin ucu kırmızı; bu da OMEGA LOGOSU'nun altındaki kırmızı "Seamaster" yazısıyla adeta birbirini tamamlıyor. Şunu söylemeliyim ki akrep ve yelkovanın iskelet tasarımı, bileziğin bana verdiği hisse biraz benziyor.
Son olarak sıra kayışa, yani tamamen fırçalanmış paslanmaz çelik bileziğe geliyor. Bileziği tanımlayacak profesyonel bir kelime bulamıyorum ama tasarımının replika saatin genel temasıyla kusursuz bir şekilde uyuştuğunu görüyorum. Bu saatte, akrep-yelkovan ve bezel ile bu kadar tasarım benzerliği taşıyan başka bir bilezik bulamam. Belki eski tarz bir nato kayış da güzel durur.
Bilezik bileğimde biraz gevşek duruyor ama saat gövdesi çok hoş görünüyor; büyük saatleri seviyorum.







Yorumlar
Yorum bırakın